All Things Newz
Law \ Legal

Eylemli Orman Nedir? – Real Estate



To print this article, all you need is to be registered or login on Mondaq.com.


MGC Legal
 ekibinin hazırladığı
işbu “Eylemli Orman Nedir?
başlıklı makalemizi okumanıza sunarız.

Eylemli orman sahası; 2/B arazilerinin,
yani orman vasfını kaybetmiş yerlerin kullanım
yetersizliğinden dolayı ormanlaşma sürecine
girmiş yerlerdir.1 Bir başka
deyişle, daha önceden 2-B’ye
çıkmış, yani orman
vasfını yitirmiş
, meyve ağacı ile
ağaçlandırılmış veya tarlaya
dönüştürülmüş yerlerin ilerleyen
dönemlerde kullanım yetersizliğinden dolayı
yeniden ormanlaşma sürecine girmiş olmasına
Eylemli orman” tanımlaması
yapılır ve bu yerden orman vasfı
kazandırıldığı için zilyet
hakkı olanlardan geri alınır.

6831 sayılı Orman Kanunu 2(B) maddesinde;
31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen
bakımından orman niteliğini tam olarak
kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik,
zeytinlik, fındıklık, fıstıklık
(antep fıstığı, çam
fıstığı) gibi çeşitli tarım
alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi
hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu
tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy
yapılarının toplu olarak bulunduğu
yerleşim alanları, Orman sınırları
dışına çıkartılır. Orman
sınırları dışına
çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine
adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine
ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri
adına orman sınırları dışına
çıkartılır. Uygulama kesinleştikten
sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.
Bu yerler dışında orman sınırlarında
hiçbir suretle daraltma yapılamaz. Bu madde
hükümleri; muhafaza ormanı, millî park
alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma
alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen
ormanlık alanlar ve 3 üncü madde ile orman rejimi
içine alınan yerlerde bu niteliklerinin devamı
süresince; yanan orman sahalarında ise hiçbir
şekilde uygulanmaz. Bu maddenin (B) bendi ile orman
sınırları dışına
çıkarılıp, 2924 sayılı Kanunun 11
ve 12’nci maddeleri gereğince fiili durumlarına
göre ifraz edilerek bedeli karşılığı
satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan,
satış işlemleri tamamlanıncaya kadar ecri misil
alınmaz.
” 2b olgusunun ne olduğu
üzerinde durulmuştur.

Orman niteliğini yitirmiş olan eski orman arazisi,
6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesi
uyarınca. Orman Kadastro Komisyonlarınca orman
sınırları dışına
çıkarılan arazidir. Bu düzenleme
uyarınca, bu yerler, esas itibariyle, devletin hüküm
ve tasarrufunda bulunan Kamu Malları’dır (Kamu
mallarını, Hizmet Malları, Ortak Mallar ve Sahipsiz
Mallar diye ayırırsak, 2/B kapsamındaki arazi
sahipsiz mallar kategorisine girer.) Bu kapsamdaki mallar, Türk Medeni Kanunu (TMK) m.
715/III’e göre “özel kanun hükümlerine
tabidir”.

3402 Sayılı Kadastro Kanunu‘nun 16. maddesinin (D)
bendine göre, devletin hüküm ve tasarrufu
altında bulunan ormanlar, “Bu kanunda hüküm
bulunmayan hallerde özel kanunları hükümlerine
tabidir.
” Aynı kanunun, ormanların
kazandırıcı zamanaşımı yolu ile
iktisap edilemeyeceğini düzenleyen hükmüne
karşılık, “Orman içinde ve
dışındaki taşınmaz mallarda
iktisap
” başlığını
taşıyan 45. maddesinde, Orman Kanunun 2/B maddesi
kapsamındaki yerler için zilyetleri lehine
kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap
olanağı getirilmişti. Daha sonra bu maddenin l ve 2.
fıkraları ile 3. fıkrasının bazı
sözcükleri Anayasa Mahkemesince iptal
edilmiştir.2

2709 Sayılı T.C. Anayasası (1982
Anayasası)’nın 169. maddesinin 4.
fıkrasında, “Orman olarak muhafazasında
bilim ve fen bakımından hiçbir yarar
görülmeyen
” yerlerle 31.12.1981 tarihinden
Önce bilim ve fen bakımından orman niteliğim
lam olarak kaybetmiş tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik
“-gibi tarım alanlarının ve “şehir,
kasaba, köy yapılarının toplu olarak
bulunduğu” yerlerin, orman sınırları
dışında tutulacağı (bu yerler
dışında “orman sınırlarında
daraltma yapılamayacağı”)
öngörülmüştür.

6831 sayılı yasa uyarınca orman
sınırları dışına çıkartma
işlemleri yapıldıktan sonra (madde: 2), bu yerlerin,
2924 sayılı Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun
u
yarınca, çıkarma tarihindeki “fiili
kullanma durumuna göre” ifraz edilerek üzerinde
yapısı bulunanlara Çevre ve Orman
Bakanlığı
 tarafından satılmak
üzere sınırlandırılmaları (madde: 11)
öngörülmüştür.

Ormanları sınırlandırma ve orman
sınırları dışına çıkartma
(2/A-B) uygulaması, Orman Genel
Müdürlüğü
 bünyesindeki
“orman kadastro komisyonları” tarafından
yapılmaktadır. Bu çalışma
tamamlandıktan sonra, “2/B” alanlarının
fiili kullanım durumuna göre
sınırlandırılması, Çevre ve Orman
Bakanlığının istemi üzerine Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından
yapılmakta (02.06.1996 Tarihli ve 1996/4 Sayılı
Genelge) ve ardından bu yerler orman
köylüsünün yararlanmasına tahsis edilmek
üzere Orman ve Köy İlişkileri Genel
Müdürlüğü (ORKÖY) tasarrufuna
geçmektedir.

Orman kadastro komisyonları, öncelikle orman
sınırlarını belirlemekte ve ardından 6831
sayılı Orman Kanunu’nun “2/B” maddesi
hükümlerini
uygulamaktadırlar.3 Ormanları
sınırlama işlemi ile orman dışına
çıkarma işlemi birbirinden
ayrıdır.4

Doktrindeki bir görüşe göre; bir yerde orman
dışına çıkarmadan söz edebilmek
için, o yerde orman sınırlarının
belirlenmiş olması, bir başka deyişle
ormanın dış sınırının
kapatılması gerekmektedir. Her iki
çalışmanın aynı anda yapılması
durumunda ise, öncelik, ormanların
sınırlandırılmasına
verilmelidir.5

Görülmektedir ki, sınırlandırma
çalışması yapılmaksızın
ormanlardan orman dışına çıkarma
olanaksızdır. Ayrıca, tüm işlerin
peşi sıra yapılması ve her bir işlemin
tapu kütüğüne tescil edilmesi zorunludur.
Görüldüğü gibi, üç ayrı
kurumun tam bir eşgüdüm ve iş birliği
içinde çalışması ve faaliyetlerin de
aksatılmadan yerine getirilmesi gerekmektedir.

Anayasa m. 169’a göre; “…ormanlar
zamanaşımı ile mülk edinilemez…

denilmektedir. 1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro
Yasası m. 18’de; “…Ormanlar… tapuda
kayıtlı olsun veya olmasın
kazandırıcı zamanaşımı yolu ile
iktisap edilemez
” denilmektedir. Türk hukuk
sisteminde de, “Devlet ormanı üzerinde orman
niteliği ile kurulan bir zilyetliğin hiçbir
değerinin bulunmadığı ve devlet
ormanlarında sahiplenme yaratacak haklı bir zilyetlik
kurulmasının olanaksız olduğu
” kabul
edilmiştir.

Anayasa’nın 169. maddesinde öngörülen
“kamu yararı dışında irtifak hakkına
konu olamaz” tümcesine dayanılarak, “kamu
yararının bulunduğu” gerekçesiyle
gerçek ve tüzel kişilere bina ve tesisler yapmak
üzere orman arazileri tahsis edilemez. Devlet
ormanlarının gerçek ve tüzel kişilere
tahsisinin karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol
boru isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi
öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan geçmesi ya da
anılan bina ve tesislerin orman arazileri üzerinde
yapılması zorunluluğu bulunduğu durumlarla
sınırlı olması gerekir. Başka bir
anlatımla, kamu yararının bulunması ve
zorunluluk durumlarında devlet ormanları üzerinde
ancak irtifak hakkı tesisine olanak
tanınabilir.6

Anayasa’da, ormanların korunması ve güvence
altına alınmasına ilişkin “özel
kurallar” konulması dışında, ayrıca
“2/B” alanlarının da orman
köylüsü dahil hiçbir kişinin
mülkiyetine geçemeyeceği de
öngörülmüştür. Anayasa’nın
170. maddesinde, orman sınırları
dışına çıkartılan yerlere
ilişkin, “…orman içindeki köyler
halkının kısmen veya tamamen bu yerlere
yerleştirilmesi için devlet eliyle… ihya edilerek bu
halkın yararlanmasına tahsisi kanunla
düzenlenir…
” denmektedir. Anayasa Mahkemesi de bir
karar ilamında; “…orman niteliğini yitiren
yer, orman toprağı olmakla devletindir. Bu nitelikteki
bir yer, ancak ihya edilerek anayasa doğrultusunda
köylüye verilebilir, kişilerin özel
mülkiyetine geçirilemez…

görüşündedir.7 Bu durumda,
anayasa ile halka (orman köylüsüne) tanınan
hak, “mülkiyet” değil “yararlanma”
hakkıdır.8 Bu yararlanmanın da,
tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile
sınırlı olduğu görülmektedir.

Devletin, önlemleri, toprak elinden
çıktıktan sonra da alabileceği
düşünülse de, malikin izni ve isteği
olmadan bu önlemleri almak güçtür. Bu
yüzden, “2/B” alanlarının, devletçe
gerekli önlemler alındıktan ve değerlendirmeler
yapıldıktan sonra, yalnızca orman içi
köyler halkının yerleştirilmesi için
ihya edilerek, bu halkın yararlanmasına
ayrılması gerekmektedir.

6831 sayılı Yasa’nın (A) ve (B) bentleri
arasında da fark yoktur. (A) bendine göre orman
dışına çıkarılan yerlerin orman
köylüsüne tahsisi gerekip, (B) bendine göre
çıkarılan yerlerin orman köylüsüne
tahsisinin gerekmediğini söylemek
olanaksızdır.9 Görülüyor
ki, “2/B” olarak adlandırılan orman
dışına çıkarılan yerlerin,
“orman köylüsünün yararlanmasına
tahsisi” dışında, başka bir amaçla
değerlendirilmesi olanaksızdır. Bu yerlerin,
yalnızca, “orman köyleri halkının nakli ve
yerleştirilmesi ve böylelikle ormanların tahribi
önlenerek ulusal ekonomiye katkısı sağlanmak
suretiyle orman köylüsünün üretici duruma
getirilip kalkındırılmasında
kullanılması”
amaçlanmıştır.

10 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanan Orman Sayılmayan Tapulu Taşınmazlar
Üzerindeki Ağaç Ve
Ağaççıklardan Faydalanılması
Hakkında Yönetmelik
 madde 4/2’ye göre;
Orman Kanunu’nun 1 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (K) numaralı bendi hariç
diğer bentleri kapsamındaki tapulu taşınmazlar
üzerinde bulunan, tabii veya emekle yetiştirilmiş
ağaç ve ağaççık
topluluklarının olduğu yerler; tapu
sınırları esas alınmak suretiyle
değerlendirilir. Ağaç ve
ağaççık topluluklarının
bulunduğu yer; üç hektardan küçük
olması halinde orman sayılmayan yer, üç
hektar veya daha büyük olması halinde ise
mülkiyet durumu esas alınmak suretiyle orman sayılan
yer olarak değerlendirilir. Bu ormanlar, hükmi
şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait orman ya da hususi
orman olarak tesis edilerek yapılacak olan amenajman
planı kapsamında idare ve muhafaza
edilir.

Orman Sayılmayan Tapulu Taşınmazlar
Üzerindeki Ağaç Ve
Ağaççıklardan Faydalanılması
Hakkında Yönetmelik madde 4/5’e şu şekilde
düzenlenmiştir; “Kesinleşmiş orman
tahdidi veya kadastrosuna göre Devlet ormanları olarak
sınırlandırılan alan içinde kalan
özel mülkiyete konu taşınmaz mallar
için; tapu maliklerine durumu anlatır bildirim
yapılarak tapuda, kısmen/tamamen orman
sınırları içerisinde kalmaktadır
belirtmesi koydurulur. Bu yerlerle ilgili olarak orman idaresince;
evvelce yapılmamışsa öncelikli olarak ilgili
köy veya mahallede orman kadastrosu ve 2/B madde
uygulaması yapılır. Yapılan uygulamanın
kesinleşmesini müteakip tapu maliklerine durumu
anlatır tebligat yapılarak, tamamen veya kısmen
orman sınırları içinde kalan yerlerin
rızaen terk işlemlerinin tebliğ tarihinden itibaren
30 gün içinde yapılmaması hâlinde tapu
iptal davası açılacağı bildirilir.
Süresi içinde rızaen terkin yapılmaması
durumunda tapu iptali ve orman olarak tescili için dava
açılır.

Uygulamada bir taşınmazın kaydına orman
şerhinin konulması, çoğu kez o
taşınmazın bir kısmın ya da
tamamının kesinleşmiş orman kadastrosunda orman
olarak tahdit görmesi sebebine dayanmaktadır.
Böylesi bir durumda taşınmaz malikinin mülkiyet
hakkı görünürde devam etmekle birlikte;
esasında tapu kaydı hukuken değerini
kaybettiğinden mülkiyet hakkının içi
boşaltılmış olmaktadır. Zira
kesinleşmiş orman kadastrosunda orman olarak
sınırlandırılan taşınmazın
kaydına konulan orman şerhi, taşınmazın
alınıp satılmasını, devir ve temlik
edilmesini ve ipotek ettirilmesini engellemektedir. Nitekim YHGK
da, kesinleşen orman kadastrosu sınırları
içerisinde kalan her türlü kayıt ve belgeler
ile mahkeme ilamlarının hukuki değerlerini
yitirdiği görüşündedir.10

Yerel Mahkemede görülmekte olan bir
davada11 mahkeme; Tüm delillerin
toplanmasının ardından mahallinde keşif
yapılmış, orman bilirkişisi ibraz ettiği
raporunda kesinleşmiş orman kadastro haritasına
göre dava konusu alanın 2/B sınırları
içerisinde kaldığını fiilen
çevresindeki ormanların devamı niteliğinde
olduğunu belirtmiştir.

Yargıtay, kişiler adına tapuda
kayıtlı taşınmazlar yönünden
kullanım kadastrosu çalışması
yapılamayacağı, esasen bu yerlerde kullanım
kadastrosu tutanağı düzenlenemeyeceği
belirtilmiştir.12

Dava konusu taşınmazı davacı 1993
yılında edinmiş ve o tarihten buyana tapuda
adına kayıtlıdır. Davaya konu şerh ise
2010 yılında 5831 sayılı yasa kapsamında
yapılan 2/B çalışmaları neticesinde
tapuya şerh edilmiştir.

Yukarıda bahsi geçen Yargıtay
içtihadı göz önünde bulundurularak ve
Anayasa ile güvence altına alınmış
mülkiyet hakkının nitelik ve kapsamı dikkate
alınmak sureti ile ilgili şerhin iptaline ve keşifte
Yerel Mahkemece de gözlemlendiği üzere dava konusu
taşınmaz üzerinde herhangi bir orman bitkisi
bulunmadığı bunun bilirkişi raporları ile
doğrulandığı anlaşılmakla
taşınmazın bahçe vasfında olduğunun
tespitine karar vermek gerekmiştir.

Birleşen dosyada da davanın aynı
gerekçelerle reddine karar vermek gerekmiştir. Zira
dava taşınmazın eylemli orman haline
dönüştüğüne ilişkin yapılan
tespit ve 2/B çalışmasına dayanarak
açılmıştır. Oysa yukarıda
bahsedildiği üzere tapulu taşınmazlarda
kullanım kadastrosu çalışması
yapılamaz. Hukuki mesnetten yoksun böyle bir
çalışmaya dayanarak tapu iptal tescil davası
açılması da mümkün değildir.
Açıklanan sebeplerle birleşen dosyada davanın
reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.

Kaynakça


  • https://kararlar.uyusmazlik.gov.tr/Karar/Content/ea94d4ec-9a91-4fe3-bd4a-1ee97b195c79?excludeGerekce=False&wordsOnly=False


  • https://www.haberler.com/guncel/izmit-sapanca-kirkpinar-da-eylemli-orman-arazisi-2222102-haberi/

  • https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.6831.pdf


  • https://obs.hkmo.org.tr/show-media/resimler/ekler/b7da66eb5bb0e80_ek.pdf


  • https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/12/20201210-15.htm


  • https://www.hukukihaber.net/orman-serhi-sebebiyle-acilan-davalarin-degerlendirilmesi-makale,4679.html


  • https://ozgureraytas.av.tr/2b-cal-smalar-nda-tapulu-tas-nmaz-kayd-na-konulan-eylemli-orman-serhinin-iptali-davas-d-r.html

Referanslar

1 Uyuşmazlık Mahkemesi,E. 02.03.2015, K.
2015/146.

2 AY. Mahk. 1.6.1988,31/13; 13.6.1989,7/25.

3 2/B Yönetmeliği, madde: 44.

4 Anayasa Mahkemesi Kararı, 11.12.1990, E.1990/37,
K.1990/32.

5 Burhan Sınmaz/İzzet Karataş- Orman
Kadastrosu-1995 – s. 299.

6 Anayasa Mahkemesi Kararı, 17.12.2002 E.2000/75,
K.2002/200.

7 Anayasa Mahkemesi Kararı, 14.03.1989 E.1988/35,
K.1989/13.

8 Anayasa Mahkemesi Kararı, 01.06.1988 E.1987/31,
K.1988/13.

9 Anayasa Mahkemesi Kararı, 01.06.1988, E.1987/31,
K.1988/13.

10 YHGK, T.27.02.2002, E. 2002/1-19,
K.2002/97.

11 Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi, E.2014/278,
K.2015/137.

12 Yargıtay 20. HD, E. 2012/9972, K.
2012/14422.

The content of this article is intended to provide a general
guide to the subject matter. Specialist advice should be sought
about your specific circumstances.



Source link

Related posts

Georgia District Court Grants Motion To Dismiss Class Action Against Investment Bank For Aiding And Abetting Fraud, Finding That Alleged Investments At Issue Were A “Covered Security” Under SLUSA – Securities

Finance Forum Panel Recap – ‘NAV’igating The Secondaries Market’ – Securitization & Structured Finance

L’action En Garantie Des Vices Cachés Dans Les Chaînes De Contrats Translatives De Propriété, Cass. Com., 29 Juin 2022 – Contracts and Commercial Law