All Things Newz
Law \ Legal

Kripto Varliklarin İlk Arzinin (ICO) Türk Hukuku Kapsaminda Değerlendirilmesi – Fin Tech

[ad_1]


To print this article, all you need is to be registered or login on Mondaq.com.

GİRİŞ

Kripto varlıkların ilk arzı
(“ICO” – Initial Coin
Offering
), son yıllarda özellikle girişim
projeleri kapsamında fonlama amacıyla başvurulan ve
blokzincir (blockchain) teknolojisi ile
çalışan bir fon toplama faaliyetidir.
ICO’lar sayesinde girişimciler halka arz gibi
mekanizmalarla
karşılaştırıldığında daha
kısa bir sürede projelerini hayata geçirmekte,
bunun karşılığında
katılımcıların da projenin
gerçekleşmesi ile birlikte gelir elde etmesi
hedeflenmektedir.

Kripto varlıklar gibi ICO’lar da henüz Türk
hukukunda tüm yönleriyle düzenlenmemiştir.
Bununla beraber sürece ilişkin bir kontrol kurumu ya da
mekanizmasının olmaması; girişimciler
açısından yol haritası oluşturma
sürecinde zorluklara neden olabildiği gibi,
katılımcılar açısından da
meşru olan ya da olmayan projeleri ayırt etmek
noktasında zorluklar yaratmaktadır.  

KRİPTO VARLIKLARIN İLK ARZI (ICO) NEDİR?

ICO’lar dağıtık ağ
yapısının oluşturulmasında ve belirli bir
proje özelinde kripto varlık (coin) veya fiyat
para birimi karşılığı
çıkarılan jeton (token)
aracılığıyla gerçekleştirilen fon
toplama faaliyetleri olarak
tanımlanmaktadır.1 Bu kapsamda
ICO’ların temelini blokzincir üzerine kurulu
yatırım projeleri oluşturmaktadır. Söz
konusu projelerin fonlaması token satışı ile
gerçekleşir. Token satışı
çoğunlukla Bitcoin (BTC) veya Ethereum
(ETH) gibi daha yaygın olarak kabul gören
coin’ler karşılığında
gerçekleşmektedir. Token; dağıtık defter
teknolojisinin kripto paralar haricinde bir diğer uygulama
örneği olarak ortaya çıkmıştır
ve mevcut bir blokzinciri üzerinde bir proje ekosistemi
içerisinde belli bir değer veya faydayı temsil
eden dijital kripto varlıkları ifade
eder.2

ICO sürecinde kripto para
karşılığında
katılımcının elinde bulundurduğu menfaati,
token belirlemektedir. Token; ödeme aracı olarak
kullanılabilir (ödeme token’ı / payment
tokens
), menkul kıymet ifade edebilir (menkul kıymet
token’ı / security tokens) veya bir
ürüne veya hizmete erişim için
kullanılabilir (fayda token’ı / utility
tokens
).3 Belirli bir proje bazında,
token’ın katılımcılara
sağlayacağı menfaatler, projenin arkasındaki
ekip tarafından belirlenmektedir. Ancak token’lar ihtiva
ettikleri özelliklere göre farklı hukuk
sistemlerinde daha farklı şekillerde kategorize
edilebilir. Şöyle ki; sınıflandırmada
kullanılan token’ın teknik, finansal ya da hukuki
nitelikleri göz önüne alınarak belirlenen
tanımlamalar farklı hukuk sistemlerinde
değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle burada yer
alan kategorizasyonun global olarak
yeknesaklaştırılabilecek bir husus
olmadığını belirtmek gerekir. Örnek vermek
gerekirse, İsviçre hukuku kapsamında sermaye
piyasası aracı özellikleri taşıması
sebebiyle “security token” olarak
adlandırılan bir token’in ABD hukuku nezdinde
“utility token” cinsinden olması
mümkündür.

ICO’lar, yapıları projeden projeye
çeşitlilik göstermekle beraber, uygulamada
sıklıkla projenin bir internet sitesinde
yayınlanarak tanıtılması ve token
satışı için belirlenen tarihin
duyurulması şeklinde karşımıza
çıkmaktadır. Söz konusu internet sitesinde ve
bazı projeler için mobil uygulamalarda; projenin
ayrıntılarını, yol haritasını,
projenin arkasındaki ekibin misyon ve vizyonunu ve ekibi
tanıtıcı bilgileri içeren teknik bir
doküman (whitepaper) yayınlanır.

Whitepaper, pay halka arzlarından
tanıdığımız izahnameye benzetilebilir.
Ancak ICO’ların düzenlenmesine ilişkin
yazılı kurallar mevcut olmadığından
izahnamelerden farklı olarak Whitepaper içeriğinin
ne şekilde oluşturulacağı,
içeriğinde yer alması gereken bilgiler ya da
yayınlanmasına ilişkin kurallar tamamen projeyi
yöneten ekip tarafından belirlenmektedir.
Whitepaper’ın yanı sıra Ethereum’da
karşımıza çıktığı
üzere Yellow Paper adında ikincil bir belge daha
mevcuttur. Bu belge, Whitepaper’da olduğu gibi
ürün veya hizmet hakkında detaylı bilgiler
içermekle birlikte, teknolojinin bilimsel
detaylarının özetlenmesini hedefleyen ve tüm
özel ayrıntıların bulunduğu ikinci
bölüm olarak tanımlanabilir.

ICO’nun amacı, projenin erken evrelerinde fon
desteği sağlamaktır. Böylece, projenin erken
dönem destekçisi olarak nitelendirebileceğimiz
katılımcıların sağladığı
fon ile proje geliştirilmektedir. Uygulamada
çoğunlukla, ICO sürecinde satılacak token
miktarına ilişkin olarak alt ve üst
sınırların öngörüldüğü
yapılarla karşılaşmaktayız. Alt
sınır, projenin devamı için
satılması gereken minimum token miktarını
gösterir. Alt sınıra ulaşılamaması
halinde, katılımcılara token
karşılığında ödedikleri kripto
paralar iade edilir. Üst sınır ise; ICO
sürecinin başarılı sayılması
için yeterli olan token miktarını gösterir.
Üst sınıra ulaşıldığında,
token satışının sona ereceği tarih
henüz gelmemiş olsa dahi, ICO tamamlanır.

ICO’larda token satışı farklı evrelere
bölünebilir. Bu durumlarda çoğunlukla token
satışının yapılacağı evrelerin
başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi evrede ne
kadar token’ın satışa sunulacağı ve
bir token’ın değeri ilgili internet sitesinde
yayınlanan Whitepaper’da belirtilir. Uygulamada genel
olarak, ilk evrelerde satışa sunulan
token’ların fiyatı sonraki evrelere göre daha
uygundur. Bu durumu, fon toplandıkça projenin
geliştirilerek değerlenmesi ile açıklamak
mümkündür.

ICO’LARIN SERMAYE PİYASALARI MEVZUATI
AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ

ICO’lar genellikle teknoloji projeleri veya
platformları için başvurulan bir yatırım
yöntemidir. Söz konusu platformda token’lar
ödeme hizmetlerinde para gibi işlev görür.
Özünde, ICO sürecinde, söz konusu platformun
gelecekteki büyüme ve yaygın olarak kullanılma
ihtimali değerlendirilir. Böylece
katılımcılar, erkenden token alarak, proje tam
olarak geliştirildiğinde token’larını
kullanabileceği gibi daha yüksek bir değerden
satarak gelir de elde edebilirler.
Katılımcıların bir ICO projesine destek
olabilmeleri için projede kullanılan coin’e sahip
olmaları yeterlidir. Türk mevzuatında bu hususlarda
bir düzenleme yer almadığından,
katılımcılar açısından bir bankada
menkul kıymet hesabı açılması gibi halka
açık anonim şirketlerden hisse senedi almak
için gerekli prosedürler ICO’larda
öngörülmemiştir. Bu durum ICO’lardaki
yatırımcılar için işlem
kolaylığı açısından bir avantaj
olarak değerlendirilebilir.

ICO’ların Türk hukuk sistemindeki yerini
anlayabilmek için token’ların hukuki
niteliğinin belirlenmesi şarttır. Ancak
token’ların kullanım çeşitliliği
bu belirlemeyi yapmayı güçleştirmektedir.
Token’ların sermaye piyasası aracı olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği Sermaye
Piyasası Mevzuatı uyarınca
tartışılması gereken bir husustur. Mevzuat
uyarınca sermaye piyasası araçları
“menkul kıymetler ve türev araçlar ile
yatırım sözleşmeleri de dâhil olmak
üzere Kurulca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer
sermaye piyasası araçlarından” ibarettir.
Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”)
tarafından ilk olarak “kripto paralara ilişkin
Türkiye’de bir düzenleme veya tanımlama
bulunmadığı ve SPK kapsamında yer alan
türev araçlara dayanak teşkil edebilecek unsurlar
içerisinde sanal para birimlerinin
bulunmadığı dikkate alınarak, bu aşamada
müşterilere yönelik sanal para birimlerine
dayalı spot veya türev işlemler
yapılmaması gerektiği” aracı kurumlara
bildirilmiştir.4 Ancak bu
açıklama, sadece Bitcoin’e ilişkin olup
token’ların kullanım çeşitliliği
sebebiyle bazen menkul kıymet gibi özellikler
taşıması da muhtemeldir. Aynı şekilde
söz konusu bildirimde yer alan Bitcoin’in türev
işlemlere konu olamayacağı ifadesinin de
token’ların işlem amacı ve özellikleri
açısından değerlendirildiğinde
türev araç benzeri kabul edilmesine engel olmayabilir.
Mevzuat uyarınca Sermaye Piyasası Aracı sayılan
Yatırım Sözleşmeleri tanımını
yapmak için öğretide yoğun bir şekilde
ABD hukukunun yol gösterici olduğundan bahsedilmektedir.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), bir
varlığın menkul kıymet olup
olmadığına ABD Yüksek Mahkemesi’nin SEC
v. W. J. Howey Co. davasında verdiği karardaki dört
kriteri kullanarak karar vermektedir. Bu kriterler (i) bir
yatırımın varlığı, (ii) ortak bir
işletmenin oluşumu, (iii) ihraççı
tarafından kar vaadi ve (iv) üçüncü
kişilerin çabaları sonucunda elde edilecek bir
karın varlığı şeklinde
belirlenmiştir.5 Howey Testi olarak
adlandırılan bu uygulama sonucunda token’ın
menkul kıymet olduğuna karar verilmesi halinde, söz
konusu ICO, SEC’in denetim alanına girecektir.

Sonuç olarak, bir ICO kapsamında ihraç
edilecek token’ın özellikleri nazara alınarak
bir değerlendirilme yapılması gerektiği
muhakkaktır.  Zira, SPK Karar Organı’nın
27 Eylül 2018 tarih ve 47/1102 sayılı kararı
uyarınca yapılan duyurusu da aynı şekilde bu
uygulamaların Sermaye Piyasası Kurulu’nun
sınırlarına girip girmediğinin durum
özelinde değerlendirilmesi gerektiğini
vurgulamıştır.

Henüz token’in hukuki niteliği
açısından dahi belirsizlik söz konusuyken,
ICO’lar açısından SPK mevzuatı
kapsamında bir değerlendirme yapmak oldukça
zordur. ICO’lar halka arza kıyasla henüz
detaylı yasal düzenlemelere tabi
olmadığından ICO projelerinin kurgulanması ve
başlatılması daha
kolaydır.6 ICO’ları halka arz
işlemine benzetmek mümkün olmakla birlikte, halka
arz ancak anonim şirketler tarafından
gerçekleştirilebilmekte ve bir anonim şirketin
halka açılmak istemesi halinde, SPK’nın
detaylı mevzuatları uyarınca vereceği iznini
takiben Ticaret Bakanlığı’nın da iznini
alması gerekmektedir.  

ICO kapsamında toplanan maddi değerin niteliğine
bakarak ICO’nun halka arz gibi özel bir
prosedürü takip etmeksizin gerçekleşmesinin
yine SPK mevzuatı açısından
değerlendirilmesi gerekmektedir. SPK mevzuatı dahilinde
kitle fonlaması “bir projenin veya girişim
şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak
amacıyla Kurul tarafından belirlenen esaslar
dâhilinde bu Kanunun yatırımcı tazminine
ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın kitle
fonlama platformları aracılığıyla halktan
para toplanması” şeklindedir.  Ancak 7061
sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 107. Maddesi gerekçesinde de yer
verildiği üzere kitle fonlamasının
gelişimini sağlamak amacıyla para olarak
değerlendirilmeyecek başka maddi değerlerin
toplanması ile finansman sağlanması durumunu SPK
mevzuatı kapsamından
çıkarılmıştır. ICO’larda
halktan para yerine kripto para toplanması yöntemiyle
finansman sağlanmasının kitle fonlanması olarak
değerlendirilemeyeceği sonucuna varmak
mümkündür. Ancak SPK’nın Karar
Organı’nın bu yazımızda
bahsettiğimiz 27 Eylül 2018 tarih ve 47/1102
sayılı kararı uyarınca yapılan duyurusunda
yer alan ifadelerin bazı ICO’lar kapsamında halktan
toplanan malvarlıksal değerin niteliğine göre
kitle fonlaması olarak nitelendirilebileceği yorumunu
yapmak mümkün olsa da ilgili duyuruda yer alan bilgi veya
detaylar bu nitelendirmeyi yapmaya yeterli değildir. Neticeten
kanun koyucunun ICO ve token’lar açısından
düzenlemeler yapması ya da SPK’nın bu hususta
daha detaylı değerlendirmeler içeren
kararları ile bu hususların
açıklığa kavuşturulması
zamanına kadar kesin bir değerlendirme yapmak
mümkün görünmemektedir.

ICO’lara ilişkin yasal düzenlemelerin
eksikliği girişimciler açısından
bazı dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Hukuki
düzenlemeler yükümlülükler getirmekle
beraber, prosedürel anlamda da bir yol haritası
çizmektedir. Whitepaper oluşturulurken ve ICO’nun
aşamaları planlanırken hukuki olarak
atılması gereken adımların belirsizliği ve
herhangi bir yol haritasının olmaması
girişimciler açısından zorluk
yaratmaktadır. Halka arza ilişkin hukuki
düzenlemeler ise Sermaye Piyasası Kanunu’nu takiben
birçok yönetmelik ve tebliğde
ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. SPK
tarafından hazırlanan kılavuzlar ve bilgilendirme
kitapçıkları girişimciler için
önemli yol haritalarıdır.

Katılımcılar açısından
meşru faaliyetler ile dolandırıcılık
faaliyetlerini ayırmak oldukça zordur. Zira ICO
projelerine ilişkin belgelerin tamamı girişimciler
tarafından hazırlanmaktadır. Sermaye Piyasası
Kurulu yukarıda da bahsettiğimiz 27 Eylül 2018
tarihli ve 2018/42 Sayılı Bülten’de
yatırımcıları ICO’lara ilişkin
olarak toplanan paraların belirtilen amaçlarla
kullanılmayabileceği ve satıcılar
tarafından sağlanan dokümanlarda eksik ve
yanıltıcı bilgiler olabileceği konusunda
uyarmıştır. Ek olarak; ICO’ların
birçoğunun yapısı itibariyle düzenleyici
kurumların yetki ve görev alanı
dışında kalmakta olduğu ve herhangi bir
düzenleme ve gözetime tabi olmadığı
belirtilmiştir.

Girişimciler açısından
ICO’ların en önemli avantajlarından biri,
blokzincir teknolojisinin kendine özgü karakteristik
özelliği olan gayri merkezi bir yapı üzerinde
kurgulanması sebebiyle ICO’ların kısa bir
sürede yüksek meblağlı likidite sağlama ve
yüzlerce katılımcıya ulaşma
niteliğini haiz olmasıdır.7 Zira
ICO’da temel alınan coin ağına
dünyanın her yerinden ulaşılabilmesi ve
işlem yapılabilmesi mümkündür. Ancak
belirtmeliyiz ki bazı ülkelerde ICO’lara
ilişkin düzenlemeler ve kısıtlamalar
bulunmaktadır. Örneğin,
Çin8 ve Güney Kore’de
ICO’lar tamamen yasaklanmıştır. Bu kapsamda
girişimcilerin işlem yapılacak ülkelerin
mevzuatlarına göre aksiyon almaları gerekmektedir,
aksi takdirde yaptırımlarla
karşılaşılması
mümkündür.

ICO PROJESİ GİRİŞİMCİSİ
İLE KATILIMCI ARASINDAKİ HUKUKİ
İLİŞKİNİN TÜRK HUKUKU KAPSAMINDA
DEĞERLENDİRİLMESİ

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında
Kanun uyarınca ICO işleminde yabancılık unsuru
olduğu değerlendirilebileceği için,
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında
Kanun’un 24. maddesi uyarınca uyuşmazlığa
tarafların seçtiği hukuk uygulanır.
Tarafların uygulanacak hukuku seçmediği durumda
ise sözleşmeden doğan ilişkiye
sözleşmeyle en yoğun ilişkili olan hukuk
uygulanacaktır.  Bu anlamda, karakteristik edim
borçlusunun, yani ICO ile projesini vaat eden tarafın
mutat meskeni hukuku uygulanacaktır. Mutat mesken doktrinde
genel olarak kişinin gerçek hayat ilişkilerinin
sürdüğü, kişinin fiilen oturduğu ve
oturmak isteği ve iradesinde olduğu yer olarak
tanımlanmaktadır9.

Bir ICO neticesiyle meydana gelen Whitepaper’ı
değerlendirdiğimizde; ICO projesi girişimcisi ile
katılımcı arasında sözleşmesel bir
ilişki olduğunu söylemek mümkündür.
Türk Borçlar Kanunu’nun
(“TBK”) 1. maddesi uyarınca bir
sözleşmenin kurulabilmesinin iki ana unsuru;
karşılıklı ve birbirine uygun irade
açıklamalarıdır. TBK’nın 8.
maddesinde herkese açık öneri
“Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya
tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin gönderilmesi, aksi
açıkça ve kolaylıkla
anlaşılmadıkça öneri
sayılır.” şeklinde ifade edilmiştir.
ICO’lar açısından önerinin
sözleşmenin esaslı unsurlarını
içerip içermedi değerlendirilmelidir.
Çoğu ICO projesinde token fiyatı ve
satışının ayrıntıları
Whitepaper’da belirtilmektedir. Bu kapsamda
Whitepaper’ın hukuki niteliğinin bir öneri
olduğunu söylemek mümkündür. Buna
karşın katılımcının token satın
alması da kabul niteliğinde olacaktır ve
token’ın satın alındığı an,
aynı zamanda sözleşmenin kurulma anı olarak
kabul edilebilecektir. Bu durum ışığında
herhangi bir uyuşmazlık halinde TBK’nın
sözleşmeden doğan borç ilişkilerine
ilişkin genel hükümleri uygulama alanı
bulabilecektir.

Yukarıda bahsettiğimiz şekilde
sözleşmenin kurulduğunu
varsaydığımızda, ICO’lar kapsamında,
ICO düzenleyen girişimci ve katılımcılar
arasında TBK’nın 282. maddesinde tanımlanan
mal değişim sözleşmesi (trampa
sözleşmesi) akdedildiği
düşünülebilecektir. Ancak bu durum trampa
sözleşmesinin mevzuat kapsamında yer alan emredici
düzenlemelere riayet edilerek düzenlenmesini
gerektirmektedir. Dolayısıyla, sözleşmenin veya
sözleşmeden doğan borçların
geçerliliğini ya da talep edilebilirliğini ortadan
kaldıran bir husus mevcut olmadığı sürece
sözleşme taraflar arasında bağlayıcı
olacaktır.

Burada ayrıca belirtmek isteriz ki bir ICO projesinin,
katılımcıları aldatma amacıyla
oluşturulması ve katılımcıların
zararına olarak girişimcilerin yarar elde etmesi halinde,
Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi uyarınca
bilişim sistemleri aracılığıyla nitelikli
dolandırıcılık suçunun
varlığından söz edilebilecektir.

Özellikle, kripto para piyasasında devlet
otoritelerinin düzenlemeleri ya da denetlemenin
olmadığı hallerde işlemin girişimcileri ve
yatırımcıları arasında bilgi asimetrisi
oluşacağı düşünülebilir.
Suçun asıl unsurlardan birinin kast olduğu
fikriyle, değerlendirme yapılırken dikkat edilmesi
gereken, Whitepaper ile sağlanan bilgilerin
güvenilirliğinin ve doğruluğunun tespit
edilmesidir. Dolandırıcılık suçunda
tespiti en zor hususlardan birisi, şüphelinin tespit
edilmesidir. Ancak, pratikte ICO projesinin girişimcisinin
kayıtlı olduğu bir kuruluş olmaması bu
tespiti oldukça güçleştirmektedir.

SONUÇ

ICO’lar blokzincir temelli oldukları için
dünyanın her yerinden projeye
ulaşılabilmektedir. Bunun sonucu olarak
ulaşılan büyük katılımcı
kitleleri sayesinde kısa zamanda yüksek miktarlarda
likidite elde edilebilmektedir. Ancak işlem yapılan
ülkelerin ICO’lara ilişkin mevzuatlarının
ayrı ayrı değerlendirilmesi ya da söz konusu
ülkenin mevzuatındaki düzenlemelerin veya
yaptırımların incelenmesi gerekmektedir.

Türk hukuku uyarınca ICO’lara uygulanabilecek
özel bir prosedür bulunmadığı gibi ICO
işleminin önünde yasal bir engel de
bulunmamaktadır.  Fakat her bir ICO işlemi
için, işlemde toplanacak maddi değerin ve ICO
kapsamında ihraç edilecek token’ın
özellikleri gözetilerek değerlendirme yapmak
gerekmektedir.  Bu anlamda ICO girişimcilerinin ticari
modellemenin yanı sıra hukuki modelleme de yapmaları
gerekmektedir.

Footnotes

1. Blockchain Türkiye, Blokzinciri Teknolojisi ve
Terminoloji Çalışması, sf.24. İnternet
üzerinden erişim için: https://bctr.org/dokumanlar/Blokzinciri_Teknoloji_Terminoloji.pdf 
Erişim Tarihi: 23.02.2022

2. Blockchain Türkiye, Blokzinciri Teknolojisi
ve Terminoloji Çalışması, sf.19.
İnternet üzerinden erişim için: https://bctr.org/dokumanlar/Blokzinciri_Teknoloji_Terminoloji.pdf
Erişim Tarihi: 23.02.2022

3. ARAALAN, Cemal, “Kripto Varlık
İlk Arzı (ICO) ve Konunun Türk Hukuku ve Bazı
Ülke Uygulamaları Açısından
Değerlendirilmesi”, Banka ve Finans Hukuku Dergisi, Cilt
No.:10, Sayı No.:40, 2021, s.886-888

4. Sermaye Piyasası Kurulu’nun 1.12.2017
tarih ve 32992422-299-E.13447 sayılı yazısı https://www.tspb.org.tr/wp-content/uploads/2017/12/Genel-Mektup-785-Sanal-Paralara-Dayal%C4%B1-%C4%B0%C5%9Flemler-hk..pdf
(Erişim Tarihi: 8.06.2022)

5. https://www.sec.gov/corpfin/framework-investment-contract-analysis-digital-assets
(Erişim Tarihi 3.06.2022)

6. ARAALAN, Cemal, “Kripto Varlık
İlk Arzı (ICO) ve Konunun Türk Hukuku ve Bazı
Ülke Uygulamaları Açısından
Değerlendirilmesi”, Banka ve Finans Hukuku Dergisi, Cilt
No.:10, Sayı No.:40, 2021, s.892

7. Tevetoğlu (n2) 189

8. Minneapolis, W. K., Professor at University of
Saint Thomas School of Law, Director of the Private Investment
Funds Institute, (2018). Initial Coin Offerings: The Top 25
Jurisdictions and their Comparative Regulatory Responses (as of May
2018). Stanford Journal of Blockchain Law & Policy. https://stanford-jblp.pubpub.org/pub/ico-comparative-reg

9. Nomer, a.g.e., s. 118, Gelgel-Günseli,
Öztekin, Devletler Hukukunda Velayet, Çocuk
Kaçırmaları, Evlat Edinmeye İlişkin
Problemler, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler
Dergisi Y.:4 sa.:8 Güz 2005/2 s.132; Özkan,
Işıl, Devletler Özel Hukukunda İkametgah, Mutad
Mesken, ve İşyeri Bağlama Noktalarının
Yeniden Değerlendirilmesi, Naturel Yayınları,
Eylül 2004, s. 83. (Naklen: Arş. Gör. Pakize Ezgi
AKBULUT, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa
Göre Aile Hukukuna İlişkin İhtilaflarda
Türk Mahkemelerinin Yetkisi ile Bu Kuralların 5718
Sayılı Möhuk’a Etkisi)

The content of this article is intended to provide a general
guide to the subject matter. Specialist advice should be sought
about your specific circumstances.

[ad_2]

Source link

Related posts

RBI Trade Notifications | International Trade Settlement In Indian Rupee (INR) – International Trade & Investment

Texas Tax Roundup—November 2022: What’s A Franchise Tax? – Tax Authorities

New York’s Highest Court Declares That Elephants Are NOT “Legal Persons” – Trials & Appeals & Compensation